Tom ve Jerry’nin yaratıcılarından Joseph Barbera öldü.

Tanımadığım insanların ölmesine üzülmek bende yakın zamanda başladı. Önce bir kaç sene önce Bilkent Üniversitesi hocalarından Faruk Selçuk’un (Business Law hocası Anjaritta Rantanen’in kocası) 40lı (ed: 47) yaşlarında ölmesine üzüldüm. O kadar iyi yetişmiş bir kişinin o kadar genç gitmesi israf gibi geldi. Sonra kimler ölmedi ki? Kemal Sunal, ping programının yazarı, freenode’dan lilo, New Model Army’nin kurucu kadrosundan davulcu Robert Heaton.

Bunlar hep tanımadan saygı duyduğum, hatta bazen ölene kadar hayatta olduğunu bile bilmediğim kişiler. Fakat yine de ilginç bir hüzün kaplıyor insanın içini. Belki kaçınılmaz olan kendi sonunu hatırlamak veya bu insanların yaptıklarını kendi hayatın ve başarılarınla karşılaştırıp, bugün giden ben olsam geride ne bırakıyorum kaygısı olabilir.

Bu duyguyu bir iki gün önce yine hissettim. Çocukluğumuzun vazgeçilmez çizgi film karakterleri Tom ve Jerry’nin yaratıcılarından Joseph Barbera 95 yaşında bu dünyadan ayrılmış. Ekip olarak yaptıkları diğer çizgifilmler arasında Taş Devri, Ayı Yogi, Scooby Doo ve Jetgiller sayılabilir. Eğer bugün Türkiye’de Jetix kanalını açıp bir 10 dakika izlerseniz bu ekibin bizim neslimize yaptığı güzelliği hemen anlayacaksınız.

Barbera için göreceli olarak, baya uzun yaşamış diyebiliriz. Şu anda gereken araştırmayı yapmadığım için bilmiyorum ama ekibin diğer parçası Hannah büyük ihtimalle yıllar önce ölmüştür. (ed: 22 Mart 2001 - 91 yaş) Keşke bu tip insanlar hayattayken aklımıza gelseler ama dünyannın düzeni öyle değil. Kendimize çok yakın olan kişilere bile gerekli ilgi ve alakayı gösteremiyoruz ki?

1 Yorum »

  1. Nevra said,

    Aralık 26, 2006 @ 11:07 am

    ‘O kadar iyi yetişmiş bir kişinin o kadar genç gitmesi israf gibi geldi’. Katilmiyorum. Lubnan’a gonderilen askerlerin daha cok dusuk egitimli erlerden olustugu uzerine bir iddia vardi. Gecen sene bir konferansta tartismistim. Bu yaptiklarinin Hitler fasizmini andirdigini soylemistim. Tabii kiyamet koptu. (Ne 301. maddesi! Turkiye’de AB, soykirim, turban ya da cesitli ideolojilerin adini zikrederken seksen kere dusunmek gerekiyor! Insanlar o kadar tepkili ve onyargili ki! Bir sey ‘public opinion’ haline geldikten sonra -ki bu surec arastirma ile degil, genelde kulaktan dolma bilgilerle olusuyor yani ‘political identification’ seviyesi yerlerde geziyor- o kadar zor ki onu degistirmek!) Ama dusuk egitimli erleri oncelikli olarak yollamalarinin kime ve neye gore faydasi vardir ki? Kriter ‘memlekete faydalilik’ midir? Yuksek egitimliler memlekete faydalilar midir? Faydalilarsa bile, buna kim karar verir? Ya da en basta, kriter nicin memlekete faydalilik olarak secilmistir? Bu ne buyuk bir haksizliktir? Herkes okumak zorunda midir? Okumayan, her zaman sartlar dogrultusunda okuyamamis midir; yani okumayi tercih etmemis kisiler yok mudur?

    Su anda aklima gelen sorular bunlar.

    Biliyorum yazinin butunuyle hicbir bir ilgisi yok bu dediklerimin ve evet tabii ki kendini yetistirmis insanlari kaybetmek insani daha bir farkli sarsiyor - dolayisiyla buna takilmak manasiz; ama tepki gostermek ‘durumundayim’.

    LOVE.

RSS feed for comments on this post · URI'nin geri izlemesini yap.

Leave a Comment

This is a captcha-picture. It is used to prevent mass-access by robots. (see: www.captcha.net)

You must read and type the 5 chars within 0..9 and A..F, and submit the form.

  

Oh no, I cannot read this. Please, generate a