Archive for the ‘ Türkçe ’ Category

openERP’nin en son hali nasıl kurulur?

openERP projesinin geliştirilmesi bazaar adlı versiyon kontrol programı altında yapılıyor. Halka açık olan bu projenin son halini istediğiniz zaman indirip kurabilirsiniz. Bunun için yapılması gerekenler şöyle.

Öncelikle bazaar paketini kurun. (Ubuntu’da bzr deniyor).

Güncelleme: openERP bu işlemi kolaylaştırmak için bir script yazdı.

Script’i indirmek için:

bzr branch lp:openerp
cd openerp
./bzr_set.py

Daha detaylı bilgiyi http://doc.openerp.com/contribute/using_bazaar.html#quick-summary adresinde bulabilirsiniz.

Daha sonra aşağıdaki işlemleri tekrarlayın. (http://beeznest.wordpress.com/2008/12/23/installing-openerp-5-from-bazaar/ adresinden alıntıdır)


mkdir ~/openerp/unstable/5.0 -p
cd ~/openerp/unstable/5.0
bzr clone lp:~openerp/openobject-server/trunk server
bzr clone lp:~openerp/openobject-client/trunk client
bzr clone lp:~openerp/openobject-addons/trunk addons
bzr clone lp:~openerp/openobject-client-web/trunk client-web
cd server/bin/addons
ln -s ../../../addons/* .

Daha sonra ~/openerp/unstable/5.0/server/bin/ dizinine gidip burada:


./openerp-server.py

programını çalıştırarak server’ı çalıştırabilirsiniz.

Web Client ve GTK Client da benzer yöntemlerle çalışıyor.

Bir kaç tane hata mesajı almanız doğaldır. Bunları comment olarak eklerseniz çözmenize yardım ederim.

Bu arada bu dizinler içinde değişiklik yapmayın. Config dosyalarınızı vs başka bir yere koyun. Çünkü ‘bzr merge’ komutu ile dosyaları güncelleyebilirsiniz. Bu yüzden silinmemesi gereken dosyaları burada bulundurmamak daha mantıklı.

Ek:
Debian/Ubuntu’da gerekli olan paketler:

Server için,

python-psycopg2
python-xml
python-libxslt1
python-reportlab
python-tz (runtime error)

Web Client için

python-cherrypy3 (Ubuntu'da python2.6-cherrypy3)
python-formencode
python-simplejson
python-mako
python-pybabel

İyi çalışmalar.

Garanti Bankası Keresteciler (Merter) Şubesi’ne Açık Dilekçe

26 Kasım 2009

Şubenizde bir hata yaparak açtırdığım ve bu sebeple defalarca pişman olduğum hesabımın kapatılması için daha önce de başvurmuştum. Fakat hesap kapatılmadığı gibi, isteğim dışı bana açılan kredi kartı hesabından sonra yine isteğim dışında tarafıma hayat sigortası poliçesi açtığınızı şaşkınlıkla görüyorum.

Bankanızla ve özellikle şubenizle defalarca sorunlar yaşadığımdan ve artık dolandırıcılık seviyesine varan haraketlerinizden bıktığımı hatırlatırım. Eğer hemen istediğim gibi bu isteğim dışı olan hesaplarla birlikte şubenizde bulunan hesabımla ilgili herşeyi kapatıp beni rahat bırakmazsanız genel müdürlüğünüze kadar gideceğim.

Normalde yazmayacağım bu tarz bir yazıyı hakettiğinizi siz kendiniz daha iyi biliyorsunuz. Hayatımda sizin şubeniz kadar beceriksiz, terbiyesiz ve ahlaksız çalışan bir banka şubesi daha görmedim. Lütfen beni oraya şahsen getirtmeyin.

[isim]
Hesap No: 739-666XXXX

puf ne yapar

Puf sabah uyanır yatağıma gelir. Önce hop diye bir zıplar. Fakat ben “hayır” deyip onu aşağı indiririm. Ondan sonra orada bekler. Bir süre sonra yatağa tırmanmaya çalışır. Ben yine “hayır” deyip ittiririm. Bu sefer oturur beklemeye başlar. “Gel” dersem, dediğim anda atlar. Demezsem bir süre sonra sıkılıp gider.

puf play biting

puf play biting

Geldiği zaman genelde yaptığı da ısırma oyunudur. Neden ısırıyor oynarken diye merak edebilirsiniz. Parmaklarını kullanamadığı elleri ve konuşamadığı bir dili var.  Başka ne yapsaydı?

Sert oynamaya başladığında “hayır” derim. Sanki ısıran o değilmiş gibi, yalamaya başlar. Dili sıcak ve ıslaktır. Bir de yaladığı yer pis kokar. Ama olsun.

ostrava – praha

Ostravada işim bitmiş, hızlı tren Pendolino ile Prag’a döneceğim. Hızlı trende rezervasyon yapmak gerekiyor. Bunun için de güzergah biletine ilaveten 200 CKR ücret alıyorlar. Bu trenle 350 kmlik yol 3.5 saatte gidilebiliyor. Tabi rezervasyon gerekmeyen daha yavaş trenler de sürekli işliyor bu hatta.

Trene binip yerimi buldum. Bu sırada babam arıyor Türkçe konuşuyorum. Az ilerdeki bir gençle göz göze geliyoruz. “Merhaba” diyor. Türk.

Telefonu kapattıktan sonra “Merhaba.” diyorum. Bana yer numarasını bulmam için biletini uzatıyor. Sadece bilet, rezervasyon yok. Bu trende zorunlu rezervasyon uygulandığını söylüyorum. Anlamak istemiyor. Bilet istedim bunu verdiler diyor – tabi bilet isteyince onu veriyorlar doğru, normal.

Hiç tanımadığım için Çek Cumhuriyetinde yaşıyor sanıyorum ama herhalde öyle değil, çünkü Çek dilini konuşmuyor. Anlaşılan başka bir dil de konuşmuyor.

Adına, görevli ile ben konuşuyorum. Görevi olmadığı halde, biraz da ufflayıp puflayarak, bir sonraki trenin 30 dakika sonra olduğunu, ona binebileceğini, veya 200CKR verip bir koltuk tutabileceğini anlatıyor.

Genç cebine elini atıyor. 50CKR ve bozukluklar. Bende para olup olmadığını soruyor. “Üzerimde yok” diyorum. 50CKR para ile Ostrava’dan kalkıp Prag’a gidilir mi? Bir kahve parası. Demek ki gidiliyor.

Bir dahaki trene binebileceğini hatırlatıyorum. Tamam diyor. İnerken son bir kez.

“Abi sende varsa ver ya!” diyor.

İyi yolculuklar.

eşkıya

Oturduğum binanın arkasında Şehitler Parkı denen bir park var. Bakımlı bir çim alan, bayrağı yere dikmiş “düşmüş asker”, ve mermer kaplama bir duvarda ölen askerlerin isimleri — rütbe sırasına göre.

Dediğim gibi güzel bir park. Ben de diğer köpek sahipleri ile birlikte Puf’u orada gezdiriyorum. Hepsi Golden Retriever olduklarından çok iyi anlaşıyolar ve alt alta üst üste oynuyorlar.
Read more